yaşadıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşadıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2020 Çarşamba

DİRENME


İnsan; anne ve babasını, hayatından tamamen çıkartabilir mi? Yaşadığı kötü anıları unutabilir mi? En azından benim için unutmak pek mümkün görünmüyor. Lakin kabullenerek direnmeyi tercih edebilirsiniz. Yani ben bunu yapmışım yıllardır, şimdi öyle düşünüyorum.
Direnme kısmım sadece yaşadıklarımı hazmetme ve kabullenerek devam etmek onlara karşı değil! Tüm yaşadıklarımın içerisinde payı olan herkes için geçerli.
Üzerinden yıllar geçti. Yetişkin bir kadın, anne, eş oldum. Ailemiz genişledi. Tek temennim; bu yaşadıklarımı, diğer aile fertlerimin çocukları, kadınları kızları yaşamasın. Farkındalıklarını arttırıp, kelimelerin oluşturduğu cümlelerin dilden çıkınca ne kadar acı verdiğinin farkında olmaları…
İstemeye gelecekleri için, yıllar önce büyük erkek kardeşimin sünnet düğünün de düzenlenen ve tadilat yapılan evimizin, tekrar elden geçirilmesine karar verdik. Evimizin tavanında duvar kağıtları kaplıydı. O dönem her şeyin en kalitelisini düşünen babam, çok iyi bir yöntemle ve pahalı bir fiyata bu işlemi yaptırmıştı.
Yıllar içerisinde tavan akmış, yeryer kağıt çatlakları ve yırtıklar oluşmuştu. Yenilemek için, duvar kağıdı almamız ve yapmamız gerekiyordu. Lambalar berbat, mutfak dolapları eskimişti ama buna ayıracak paramız yoktu en azından tavanı düzenlesek ev daha düzgün görünebilirdi.
Büyük erkek kardeşimle ilçeye gittik, bulamadık. başka bir ilçede hem yapıştırıcı hem duvar kağıdı bulduk. Masmavi, bulutlara benzeyen bir dokusu olan bir kağıt beğendim. Uyandığımızda gökyüzüne bakar gibi hissedebilecektik.
Tüm evi sıra ile odalardan başlayarak hem boyadık hemde tavan kağıtlarını yeniledik. Bu konuda annem çok yardımcı idi. Erkek kardeşim, bir işi ve evi olduğu için il’e gitmişti. Tüm ev sırtımızda geçti. Duvarları badana yaptık. Her yeri düzenledik. Mutfağı daha iyi hale getirdik.
Elektrik prizleri berbat halde idi, tavan lambaları da öyle; annem babamı bunun yaptırması için sıkıştırdı. Çünkü elimizde malımız ineklerimiz olmasına rağmen babamın bu işi kendi başına yapması için kendi kardeşi dahil herkes baskı yapıyordu.
Babam tabiî ki bu işi halletti ama yaptırdığı işin parasını ödeyerek yapsaydı daha düzgün olabilirdi. eve bir televizyon dolabı ve sehpa takımı aldım. Çalışmam ve sabit gelirimin olması burada çok işime yaramıştı. Ayrıca ilçeye süt götürüyordum. Annem peynir yapıp pazarda satıyor, bahçede yetişenleri de satıyordu.
Evi daha iyi hale getirebilmiştik. Aslında o ev bizim yaşadıklarımızı yansıtıyordu. Bir insanın eviyle ve çocuklarıyla nasıl ilgilenmediğinin göstergesiydi. Tavan kağıtlarındaki yırtıklar duvarda yamadığım çatlaklar ise benim yaralarımdı. Hepsini yamadım.
20 Nisan günü beni isteyecekler ve aile arasında bir nişan takılacaktı. tüm hazırlıklar; hemen hemen tamamdı. O günü beklerken birkaç eksiği daha tamamladık. En önemlisi mutfak masamız yoktu ve açılır kapanır bir masa almamız gerekiyordu. Bu insanları yerde oturtamazdık. Şimdiki aklım olsa yerde oturdum. Güzel bir yer sofrasında birlik ve beraberliğin nasıl olduğunu görebilme şansına sahip olurlardı.

18 Ocak 2020 Cumartesi

KRİZ -2


Süt satmaya gittiğim bir gün öğle vaktiydi,  işi bana bulan arkadaşın çalıştığı diş muayenehanesine gittim. O gün benim çalışacağım yer görmem ve yeni patronum ile görüşmem gerekiyordu. biraz bekledikten sonra çıktık, yolda bana direktif veriyordu.’Sakin ol sakın yetmiş liradan fazla aylık isteme, bu işin piyasası bu!’ diyordu. O zamanlar asgari ücret iki yüz elli lira falan sanırım.
Zaten kendini kanıtlarsın diye ekliyordu. Kısa siyah saçlı, sakin yüzlü, güzel dişleri olan ayrıca musikiyle uğraşan aktif, genç bir kadındı.
Muayenehane; bir apartmanın ikinci katındaydı ve neredeyse yirmi basamakla çıkılıyordu. Zile bastık ve içeriye girdik. Kapıdan uzun bir koridora giriyorduk. Sol tarafta; doktorun muayene odası yani salon, kapının karşısında mutfak, sağ tarafta koridorun sonunda bir oda ve onun yanında balkona çıkılan küçük bir oda, bu odanın hemen karşısında tuvalet vardı. Banyo mutfağın içinden giriliyordu. Ama burası odyometre odası olarak kullanılıyordu.
Muayene odasına girdiğinizde; sağ tarafında, duvar dibine konumlandırılmış bir sedye, sedyenin yanında ekrana bağlı vitrin içerisine konulmuş endovizyon aleti, onun yanında muayene koltuğu, ışık, onun yanında ise gerekli muayene aletlerinin olduğu, cam tezgahlı demir bir masa vardı. Her iki yanına muayene aletlerinin atıldığı demir çanaklar konumlandırılmıştı.
Kapıdan girdiğinizde solda doktorun masası duvar dibinde kitapların konumlandırıldığı bir vitrin. ikinci bir balkona çıkılan kapı, hemen cam dibine konulmuş bir bilgisayar ve masası vardı.
Doktorun masasının önüne konulmuş iki sandalyeden birine oturmuş, önümdeki sehpaya bakıyordum.
Sanki sinirliymiş ve sakin olmaya çalışıyormuş gibi görünen patron adayım; bana iş tanımından ve benim neler yapmam gerektiğinden bahsetti, ne kadar maaş istediğimi sordu.’ Yetmiş lira.’ dedim.
Zaten sıkı tembihlerle gelmiştim. O anda mı yoksa daha sonra mı karar verdim bilemiyorum.  Benden önce çalışsan kişi bir hemşireydi ve başka bir doktorun yanında işe başlayacaktı. Bir süre beraber çalışacak ve sonrasında benim çalışıp çalışmama karar verilecekti. Aha bir kişinin daha gözüne girmeliydim!
Tabi işe kabul edilmem zaman aldı. En zor olanı kabul edildikten sonraki aşamaydı. İşe başlamak?
Ne güzel bir doktor yanında iş bulmuştum. Hemde kendi başıma çalışabileceğim kendimi geliştirmeyi hayal ettiğim bir iş! Ya fabrikaya gireceksin sigortan olacak ya da kaliteli insanlarla çalışıp adam olacaksın. Hele bu işsizlikte bu bulunmaz bir nimet.Mağazada tezgahtar, herhangi bir yerde sekreter de olabilirsin ama bu işin saati belli en azından doktor, yani adam okumuş!
Ama tabi daha aşmam gereken bir sürü tabu vardı.
Önce babam orada çalışmama izin vermedi. Neden vermediğini bilmiyorum. Ama bu konuda içimden geçenleri yazmak istemiyorum. Bir akrabamız ben işe başlamadan bir gün önce bize gelmişti. Tesadüf mü yoksa bilinçlimi bilmiyorum. Ama söylediği aynen şuydu;’ Kız kısmı genç doktorun yanında çalışır mı? Adı çıkar, evinde otursun, çeyizini yapsın!’
İnsanların sonra; ben aslında onu korumak için söyledim deyip arkasına saklandıkları cümleler ne kadar ağır?
Aha buyur buradan yak! Babam hayır diyor. Annem sessiz. Annemin de kendi akrabasına bir şey demeyen babam nedense cıngar çıkartıyor.
Valla dedim istediğinizi yapın, ben çalışacağım. Ben kendi ayaklarımın üzerinde dururum daha fazla üzerime gelirseniz daha da eve gelmem. Tabi o zamanda babamla birbirimize girdik. Büyük ihtimalle yine sopalamıştır. Ama hatırlamıyorum. Kabul edildim ve işe başladım.
Hayatımın en sessiz, en güzel, en karmaşık günlerine adım attım.