26 Haziran 2013 Çarşamba

SON NOKTA


İlköğretim 3. Sınıftan itibaren köyümüze 5 km uzaklıkta olan ilçedeki bir okula başladım. Köydeki okul karma sınıflı ( 1,2.ve 3. sınıfların bir arada olduğu) , 2 öğretmenli, hademesiz ve sobalı tek katlı bir okuldu.
İlçedeki okul 2 katlı, en az 20 derslikli, öğretmenli, hademeli, müdürlü ve sobalı bir okuldu. O zamanın şartları ile o okula gidebilmek, şimdi gözüyle bayağı zor geliyor. Şimdiki eğitim öğretim ve hakkıyla mesleğini severek yapan öğretmen bulmak zor. E birde buna kalabalık olmayan sınıflar ve çikolata ve şekerin alma güçlüğü çekildiği yılları ekleyelim.
Konumuzu dağıtmadan devam edelim…
Köydeki okulda çok başarılı bir öğrenci olarak görülüyordum. Okulun ilk günlerinden birinde ilçedeki emekliliği gelmiş pos bıyıklı öğretmen; yazma yarışması yaptırdı. Aslında yazma yarışması olduğunun sonradan, herkes yazdıkları kelimeleri saymaya başladıklarında farkına vardım. Açın defterleri dedi saygı değer pos bıyık öğretmenimiz. Türkçe kitabından bir hikâye yazıyorduk, bir yandan ter atıyor bir yandan hızla yazmaya çalışıyordum. Öğretmen; satır başı dedi!
 Satır başı?
Oda ne, ne demek? Diye düşünürken kelimelerin bir şelaleden su yun dökülmesi gibi, ağzından akan öğretmenin hızına yetişmek için alt satıra geçip büyük harfle (kırmızı kalemle) yazmaya başladım. En sonunda zil çaldı ve herkes yazdıkları kelimeleri saymaya başladı. Ben de yanımda oturan sosyete güzeli, sarışından satır başının ne demek olduğunu öğrendim.
Noktalama işaretleri, yazım kuralları ile ilk ve son tanışmam bu hikâye ile başladı, bitti. Şimdi blog yazmaya çalışıyor ve ilköğretim öğrencisi yetiştiriyorum( çiçek yetiştirir gibi oldu  J).Hala yazmada, yazım kurallarında noktalama işaretlerini yerleştirmede sıkıntı çekiyorum.
Bende geç olmadığının düşünüp, nasıl düzeltebileceğimi sormak için Türkçe Öğretmenliği mezunu olan ( daha atanamadığı için bizim gözümüzde öğretmen olmayan) yeğeni aradım.
Konuşma aynen şöyle idi;
Ben: Yazı yazarken noktala işaretlerini yerine koymada sıkıntı yaşıyorum, ne yapabilirim Cuncu ?
Yeğen: Canım sen kitap okumuyormusun?
Ben: Okuyorum.
Yeğen: Nasıl kitap okuyorsun?
Ben: Sanki içinde yaşıyormuşum gibi.
Yeğen: Eee noktalama işaretlerine bakmıyor musun?
Ben: Dikkat etmiyorum.
Yeğen: Yavrum sen çok kalmışsın, artık yapacak bir şey yok!
Ben ::(
Dedi…
Kafamda dönüp duran hayali hikâyelerim, gerçek yaşanmışlıklarım, yapılmış / tadılmış nefis yemek, börek ve tatlı tariflerim yazılmayı bekliyorlar. Vazgeçmiş değilim öğrenmeye / düzeltmeye çalışıyorum.
(;) Noktalı virgülün göz kırpışını,
(:) İki noktanın ciddiyetini,
(,) Samimiyetini,
(!) Ünlemin hassasiyetini,
 (?) Soru işaretinin ehemmiyetini,
( ‘’) Üst virgülün ayrıntılarını daha iyi kavramaya çalışacağım, noktalama işaretlerine son (.) noktayı koyacağım.


Bu yazıda olan noktalama işaretleri hatalarım affola!

22 Haziran 2013 Cumartesi

22 .06.1983


İkizler mi - yengeç mi ?
Hangi burç olduğum belli değil.
Kıl payı kaçırmış veya yakalamış olabilirim ikisini de !
Annem içinde 2. beklenmeyen bebek olmuşum sanki.
O çok beğendiği yeşil gözlü , beyaz tenli kadına benzedim .
Karakaşlı karagözlü anne , baba ve kardeşlerin arasındaki;
Tek yeşil göz, beyaz ten , dediğim dedik, laf anlamaz , savurgan ben oldum.
Şimdi otuzlu yaşları devirirken ;
2. kez anne olmak,
Sağlıklı günler , aylar , yıllar  geçirmek istiyorum.
Mutlu ve umutluyum...
Her şey daha güzel olacak...
Doğum günüm kutlu olsun


18 Haziran 2013 Salı

Günler geçti ,mevsimler değişti ,çiçekler açtı


Kliniğin yıllarca atıl duran çiçekleri bunlar .Bir zamanlar Örtger atmamı bile istemişti.Nezaman güvercinler saksıların üstüne yuva yapmak istese hemen çiçek açarlar . Tam karşımdaki camda dururlar .Ben onlara çöp güzeli derim .Sanki atıl bir çiçekmiş gibi durup ,birden çiçek açarlar.Bu güzelliklerin bankomun kenarına vuran birkaç fotoğrafını yakaladım .Telefonumla , düşük pikselle bu kadar umarım hissettiklerimi anlatabilmişimdir.

13 Haziran 2013 Perşembe

LEYN NARSİZ SANA DA SELAM

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynıNarkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.

AYRINTILI BAKINIZ 

12 Haziran 2013 Çarşamba

Yaz okulu

Yaklaşık on beş gündür Cimcimenin , Fatih belediyesi yaz spor okulu için gerekli olan; sağlık raporu , ödeme dekontu ve formu   çantamda geziyor.
Önceleri babaannesi götürüp getiremez diye düşündük, sonra servis olduğunu öğrendik , daha sonra annelerin çocukların yanında gittiğini offf benim kız yanlız olacak ! Yanına yemekte koymak lazım . off ne yapacağız ?
Sınıfından tanıdığım birkaç ebeveyni aradım  ; her ailenin planı ayrı idi ve programlarında yaz spor okulu yok.
Bizimde aklımızda yoktu ama işte hadi bu yıl bir değişiklik olsun dedik .Zaten on beş gün sürecek , sonrasında ise anneannesinin yanına gidecek .Ramazan bayramına kadar orada ,biz bayramda gittiğimizde onu alıp küçük bir Ege turu yapacağız .Bunlar gelecek ile ilgili on kez değişebilecek hayaller şimdiye bakalım .
Madem çocuğu göndereceğim  ne bekliyorum değil mi? hani diyorum biri bu yaz okulu hakkında bir  bilgiye sahiptir , bir şeyler yazmışlardır bir yerlere ...
Ama Fatih Belediyesi Spor okuluna  tam gün , servisle göndermiş , hadi bunlar olmasın , yanında velisi olmadan gitmiş çocuğu olan , çalışan anne olarak çocuğunu yaz okuluna yazdırmış bir anne ile ilgili yazı yok.

10 Haziran 2013 Pazartesi

YAZSANA (RAĞMEN)


Hadi yazsana Püskül.
   İki yazı yazıldı yayınlanmadı , sonunu da getiremedim zaten biri Cimcime ve okul yazısı , diğeri gezi parkı yazısı .Saçma olduğunu düşündüm , bir de sonuç kısmını bir türlü bitiremedim . Bugün şu anda yazmakta aklımda değildi hani.
Bazı olanlara rağmen neler olduğunu, neler yaşadığımı, nasıl hissettiğimi düşündüm şimdi.Bir rağmen yazısı yazayım dedim .Gece aklıma gelenler birer birer satırlarda olsun .
Bu yazma isteğim neden uykudan önce geliyor ki?
Acaba  rüya mı ?
En doğrusu yazının sonunu getirmek : Bir çok rağmenlere rağmen ben   ve bana rağmen olanlar var .


Oluşmayan rağmen yazısı , akıllanmayan Püskül'e rağmen yazılmış olsun....

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Geçti gitti


Cumartesi gecesi; Pazar sabahı için güzel bir kahvaltı hazırlamayı hayal ettim. Akşamdan ertesi güne sarkmasın diye bir çok işi yapmaya çalıştım.
Sabahın yedisinde uyandım ama  yataktan çıkmadım saat onda kalktığımda Cimcime babaannesine gitti.
Bu kez annem kahvaltıya çağırınca  kahvaltı hayallerim suya düştü .
Annemde kahvaltı ettikten sonra ev işlerine verdim kendimi pek matah bir şey olmasa da yaptım bir şeyler.Süpürge ve yer silmenin dışında pek bir şey yapmadım ama bittiğinde saat  üç olmuştu bile.
İşleri yaparken bir kek yapsam ,birde börek alsak parka gitsek piknik yapsak diye geçirdim içimden ama baktım ki dışarıya çıkmamız uzayacak .
Attık kendimizi parkın yollarına .Biraz ip atladık, top oynadık ve dondurma yedik .Tam bu sırada telefonumuza misafir geleceği haberi geldi ve evin yolunu tuttuk.
Yine bir Pazar günü Cimcimeye güzel bir kahvaltı hazırlamadan, doya doya oynayamadan, ona mis kokulu kekler, kurabiyeler yapamadan çabucak geçti.

10 Mayıs 2013 Cuma

Ezik


Bir ay önce sağlık taraması yaptırmış olan bir hastamız dün kontrole geldi. Örtger’de taramada sorunlu çıkmış olan 3 testi tekrar etmesini söyleyip eline laboratuar istek formunu vermiş.
Bu sabah tahlili yaptırmak için gelen hasta ben yoğun olduğum için Karlos hemen laboratuara aldı. Örnekleri verdikten sonra, hasta bana geldi bende ödemesi gereken ücreti söyledim.
Adam bir anda şahlandı ve o kadar para verdim birde bu parayı mı vereceğim falan dedi.
Bende tarama testinin zaten yapıldığını bunların ayrıca olduğunu ve ücret ödemesi gerektiğini söyledim. O zaman yaptırmıyorum dedi. Bende iptal ettirdim.
Adam gitti geldi kurum yetkilisi ile görüşmek istedi. Önce Gacet ile sonra Örtger ile görüştürdüm.
Baştan fiyat söylenseydi yaptırmayacağını, benim suçlu olduğumu, ona bu şekilde davranmamam gerektiğini ( yani testini iptal ettirmemem gerekiyormuş), paranın mühim olmadığını (koca bir yalan) v.s. şeyler söylemiş.
Bu kabadayı arkadaş bu semtde esnaf, ticaret yapıyor, ayrıca doğulu ve benim batılı olduğumu duyduğunda beni aşağılamaya çalıştı düşünün artık!
Örtger az önce yanıma gelip, biraz sonra buraya geleceğini(sonuçları alacakmış)  ve benim ondan özür dilemem gerektiğini söyledi.
Kendimi kötü hissediyorum. Ezik gibi, ezilmiş yere düşmüş, üstüne basılmış yumurta gibi…
Aslında ne söyleyeceğimi de bilmiyorum. Bunca yıldır çalışıyorum kendimi hiç böyle hissetmemiştim .

2 Mayıs 2013 Perşembe

Yine Cemo Hep Cemo Ah Cemo !

 Cemo senin yaptıklarını bende yapıyorum , bir temizlik yapıyorsun onuda mı ben yapayım ? diyor ... Bende işim gücüm yok düşündüm .Acaba bu adama ben haksızlık mı yapıyorum ? Abartıyor muyum ? 

  Cemo akşam eve geldiğinde ilk işi ; balkondaki çiçekleri sulamaktır. Çekirdeğinden ektiği ve sadece 10cm 'lik bir dal olan limon , balkon komşumuzun verdiği bir sardunya, yıllar önce Cemo nun işyerinden getirdiği bizim palmiye dediğimiz ama ismini bilmediğimiz küçük bir ağacımız ve benim bir kaç ay önce tohum olarak aldığım , daha yeşermemiş çam ağacım var.
  Bu çiçek bakımı işi bittiğinde  canı isterse üstünü değiştirir, sonrasında ben mutfakta yemek hazırlıyorsam (kesin hazırlıyorum dur) yanıma gelip yemeğe burun kıvırıp kıvırmaması gerektiğine karar verir.
   Sonra evimizde gerçekten tek yaşam alanı olan sözde Cimcimenin odası  , çift çekyatlı, tepişecek alan kalmayan odamızın ,duvar kenarındaki çekyata  uzanır ve televizyon seyreder.
Ben eve geldiğimde öncelikle ceketimi ve çantamı salondaki koltuğun üzerine bırakırım.Camları açar evin havalanmasını sağlar ,Cimcimeyi babaannesinden alırım .Genellikle üzerimi değiştirmeden ,ellerimi yıkayıp mutfak önlüğümü takar yemek yapmaya başlarım.Menü genellikle ben keyfim ve kahyasından oluşur.
Bir ara Cemoooooo diye seslenir onun rahatını kaçırmak için iş buyururum .Eğer boyunun yeteceği yerde alınacak bir şey  yoksa, bulaşık makinesinin boşaltıması gerekmiyorsa , salatayı çok güzel yaptığını söyleyip salata yapmasını ima ederim .Salatayı yaparken mutlaka eklemesi gerekenleri ben söylerim.
Salata yapmayı red etmiş  , yorgunluğunu bahane etmiş ise; çemkiririm ve huzurunu bozmak için elimden geleni yaparım.Kime  ne yaptığımı bilmeden çünkü Cemo hiç oralı bile olmaz.
Hiç utanmadın , sırıta sırıta benim türlü çemkirmelerle hazırladığım masaya oturur  birde üstüne eleştiri yapar.
Yemek bittikten sonra  , Cemo sofradan kalkar ve yemeği afiyetle mi ? zehir zıkkım gibi mi yedi anlamayız .
Ben sofrayı toplamaya yardım etmesini söylemezsem o çok sevdiği yatağına yatıp televizyon seyretmeye devam eder.
   Bu arada çocuğun derslerinin yapımına yardım edilmesi gerektiğini çemkiririm . Ben Sofrayı toplayıp bulaşıkları 10 adımda gidebildiğim bulaşık makinesine taşıyor,aldığım sütü kaynatıyor ve elde yıkanması gereken bulaşıkları yıkıyorumdur.
Cimcime ve Cemo dersleri yaparken 123456 soruya cevap verir , sorun çözerim .
Sabah attığım çamaşırları serer , bir önceki akşam serdiğim çamaşırları toplar ve katlarım.
Masayı genellikle silmeyi unuturum , tam işim bitti dediğimde aklıma gelir.
Sonra katladığım çamaşırları yerleştirir, Cimcimenin evin ortasına bıraktığı çantasını toplarım.
Bu arada kayın validemin kapısına 123456 yemek götürmek , yarın için eşya , liste v.s . vermek için giderim .Mutfak kapısından  123456 kez sohbet ederim.
İşlerimin bittiğini düşündüğüm vakitte  Cemo derslerin doğru yapılıp yapğılmadığını kontrol etmem gerektiğini söyler ve genellikle hepsi yanlış olur veya Cimcime doğru olduğunu iddia eder ama yanlıştır.
En başından sarar ve derslerine yardım ederim.
Bu arada meyve soyar mısır patlatır , kuru yemiş çıkarır  ve süt getiririm .
Arada Cemo'ya Televizyonu açmaması , bilgisayarla oynamaması ve telefonunu elinden bırakması için yine çemkiririm .


Şu an saat 15:33 ve ben sadece 2 saat 27  dakika sonra bunları tekrar edeceğim.Bir de pazar günü var ki hiç sormayın.
Ahhh Cemo ben sensiz nasıl yaşarım, ne yaparım.

27 Nisan 2013 Cumartesi

ANNE

 Cimcimeyi özledim .
Şimdi dedim evde olsaydım,bu güzel hava da dışarı çıksaydık ne güzel olurdu.
Aklımdan bin türlü şeyler  geçti.
Ne zaman yürüdü, 
Nasıl konuştu,
Anne  ilk ne zaman demişti 
Soruları geldi aklıma. 
Ne yemeğini sever,
Ateşi düştüğünde ne ilacı verilir ?
Neden ateşlenmiştir?
Neden ağlar ?
Cevaplarını ben bilirim , bensiz ne yapar ?

En güzel , en tatlı AN ' larında yanında olmak  , bütün -NE sorularına cevap vermek ; ANNE olmak  dedim kendi kendime ....
Çok sıkıldım işte olmaktan , onsuz kalmaktan , yorgun argın eve gidip sorularına cevap bulamamaktan.
Bir sürü ihtimaller koydum önüme.
Bir sürü planlar çizdim kafamda .
En sonurnda karar verdim 
Cumartesi çalışmanın bana  yaramadığına.