30 Mart 2012 Cuma

Buyurun birde buradan yakalım






Günlerdir uykumu kaçıran okul seçiminden sonra 4+4+4 sistemiyle ilgili 14 madde kabul edilmiş bile.




İŞTE O 14 MADDE
5 yaşını bitiren okula başlar
MADDE 1 Mecburi ilköğretim çağı, 6-13 yaş grubunu kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yıl sonu biter.
MADDE 2 İlköğretim; 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokul ve ortaokuldan oluşur.
MADDE 3 İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokulların bağımsız kurulması esastır. Ancak şartlara göre liselerlede kurulabilir.
MADDE 4 Büyüklüğüne’ ibaresi ‘ilkokul ve ortaokullar birlikte veya ayrı oluşlarına, büyüklüğüne’ şeklinde değiştirildi.
MADDE 5 Gelirler, il özel idarelerince, ortaöğretim kurumlarının arsa temini, bina, bakımonarımı ve diğerihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılır.
MADDE 6 İlköğretim 5,6,7 ve 8. sınıflarında eğitim görenler eğitimlerini bu kurumlarda tamamlar.
MADDE 7 Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter.
MADDE 8 İlköğretim; ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar halinde kurulacak. Ancak imkan ve şartlara göre, ilkokul, ortaokul veya liselerle birlikte de kurulabilir.
MADDE 9 “İlköğretim kurumları; 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile 4 yıl süreli ve zorunlu farklı programlar arasında tercih imkanı veren okullar imam-hatip okullarından oluşur. Ortaokul ve liselerde Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, seçmeli ders olarak okutulur.
MADDE 10 “Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, meslekî ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir.
MADDE 11 Zorunlu ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır. Bakanlar Kurulu uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye yetkilidir.
MADDE 12 Mesleki Eğitim Kanununun 18. maddesinde yer alan “yüzde onundan fazla” ibaresi madde metninden çıkarıldı.
MADDE 13 ‘8 yıllık kesintisiz ilköğretim’ ibaresi ‘ilköğretim ve ortaöğretim’ şeklinde değiştirildi.
MADDE 14 Meslek lisesi mezunlarına üniversite giriş sınavında verilmesi öngörülen yüzde 4’lük ek puan tamamen kaldırıldı.
ALINTI MEMURLAR NET 

29 Mart 2012 Perşembe

MAŞŞALLAH



Rahmetli dedem okula giderken abimle bize hadi bakalım koltuklarımı kim kabartacak, kaç karpuz koyacağım derdi. Hep bizi gaza getirirdi. Karneler alındığında karpuzlarımızı sayardık abimle. Nur içinde  yat dedeciğim. Seni çok özledim.
Bugün kafamda başka bir plan vardı yazmak için ama ben bu konuyu yazmadan edemeyeceğim. Tarihe not olsun. Canım kızım hatırlaman için olsun bu post.

Bir kaç gündür kızım okuldan öğretmenin çim adam alıp saçlarını uzatıp getirin dediğini söyleyip duruyor ve biz bir türlü çim adam bulamıyorduk. Aslında buluyorduk ta bizim cimcimenin gözü kesmiyordu Pembe olacak, gözleri güzel olacak, kocaman olmayacak  falan filan işte. Dün akşam artık yeter gidelim alalım bir tane kurtulalım dedim. Eve gittiğimde cimcime artık gerek kalmadı deyince kafam karıştı. Öğretmenini aradım oda pazartesi günü istediği içi boşaltılmış  yumurtaları  çim adamdan vazgeçtiği için istediğini dile getirdi. Tamam dedim. Sonrasında bana cumartesileri çalışıp çalışmadığımı sordu bende çalışıyorum tabi. Öğretmenler ev ziyaretine gidiyorlarmış tabi sıra bize de gelecek. Bizim cimcime de neden bize gelmiyorsunuz diye sıkıştırıyormuş 
Pazar günü on dakikalığına gelebileceğini söyledi. sonrasında kızımın çok aktif olduğunu, becerikli ve yapılan işlere elinin yatkınlığının iyi olduğunu söyledi. Son zamanlarda tubitak ın meraklı minik dergisini alıyorum, akşamları evde birkaç etkinlik düzenliyoruz oda ertesi sabah öğretmenime götüreceğim diye tutturuyor. Dergileride götürüyor. Meğerse okulda arkadaşlarına tek tek anlatıyormuş. Tabi bende böyle olmasına en azından öğretmenin beğendiğini söylemesine çok sevindim. Yaptıklarımızı getirmekte ısrar ediyor ama ben bazen göndermiyorum ya da ikna ediyorum dedim ve rahmetli dedemin değdi gibi koltuk altlarıma bolca karpuz koydum.
Akşam salonda yemek sonrası sofrada sohbet esnasında
Ben-kızım odanın ışığını kapatır mısın ?
Kızım- anne kapalı
Ben – kızım TV yi kapatır mısın ?
Kızım – anne ben gideceğim şimdi.
Ben – kızım hemen kapatır mısın ?
Bu arada kızım kapatmaya gitti.
Ben – cemo öğretmen bizim kızı beğeniyormuş , evde ilgilendiğiniz belli dedi .
Cemo – iyi
Bu diyalog tan sonra kızım içeri girdi ve ben sofrayı toplamaya başladım . ben gerçekten öğretmenle konuşmamdan sonra bayağı bir gaza gelmiştim ama cemo Kız evladı ile bir saat boyunca futbol oynayacak kadar  değil sanırım .
.
Süper bir gece geçirdik, önce alçıyı ellerimizle karıştırıp bütün odanın pislik içinde kalmasına izin verdik ve yanardağ yaptık. Sonra gece geç saate kadar üçümüz yedik içtik. Kıza erken yat, dişlerini fırçala, pijamanı giy diyende olmadı.
Kız uyuduktan sonra Cemo ile bizim birbirimize bakışımız ; ne kadar iyi bir aile olmuşuz biz , mutluyuz , aşkım sen harika bir annesin – babasın dı…
Seni seviyorum
Canım kızım bu yazıyı okurken hep gül oldumu. O elma yanaklarından sadece kahkaha gözyaşları aksın.

27 Mart 2012 Salı

GERGİNİM


alıntı

Nisan ayı yaklaşıyor ve bu beni geriyor. Şimdi şu anda karşımda duran Rus güzeli beni daha çok geriyor aslında. İnsan hem bu kadar güzel olup , hem bu kadar geri zekalı sorular soramaz ya Allahım neden birini verirken birini vermiyorsun? Görüntüde akıllı olgun görünen bu cinsin ağzından çıkan her cümle salakça sorularla dolu ve doktor yok yarın gelin dediğim halde hala kendince sonuç değerlendiriyorlar tam bankonun önünde. Merak mı ettiniz soruyu. Soru şu benim idrar tahlilimde 15-16 lökosit çıkmış, arkadaşımınkinde bol lökosit neden ilaçlarımız aynı. Allahım 15-16 lökosit zaten bol lökosite yakın. Birde lökosit sayılarına göre ilaç yazılmıyor. Çildiricimm nihayet gittiler.
Konumuza döneyim
Gerginim
Kızımın okul meselesi için karar verme zamanı geldi de çattı bile. Hangi okulda ilköğretime başlaması gerektiği konusunda bir karar vermemiz ve bu konuyu mayıs sonuna kadar netleştirmemiz gerekli.
Şuanda kapalı kapılar ardında eğitim sistemi tartışılırken, ben çalışan bir anne olarak hangi okula , nasıl kayıt yaptıracağım konusunda bir fikrim yok, bana soranda yok zaten. Onlar 4-4-4 3-5-7 5-6-7 diye tartışa dursunlar sistem bambaşka şeylerle boğuşuyor.
Seçeneklerimiz;
AKSARAY MAHMUDİYE İLKÖĞRETİM OKULU; geçen yıl ana sınıfı için çekilişe katılıp, 71. Sırada yedek olduğumuz toplamda alacakları 30-40 kişi için 300 ön kayıt alan, 100tl den varın siz hesaplayın. Daha bunun 250 lira etüt parası, 250 de servis etti 500 TL. Aslında verilen paradan ziyade bu okulun rehberlik öğretmeni dışında kimse samimi gelmedi bana sanki para dönüyor. Sanki değil aslında sadece. Anne baba çalışan çocukları alınacak dendiği halde sabahları okulun önünden geçiyorum ve çalışmayan anneler de çocuklarını getiriyor. Bu yüzden elendi.
FORD OTOSAN İLKÖĞRETİM OKULU; sadece üstün yetenekli çocukların alındığı bu okul için bayağı uğraşmamız gerekiyor. çünkü okul ön kayıt ücretinin dışında RAM  testi yapılacak, ardından çocuk iki sınava girecek eğer bu sınavları kazanırsa okula başlayacak ama ben çocuğumun üstün zekalı olduğunu düşünmüyorum. Keza bu zekasıyla yerleşirse o üstün zekalıların arasında  ezilmesini istemiyorum.en azından alelade bir okulda zeki ve başarılı olan ışık saçan bir öğrenci olması bence daha iyi.birde bu haber vazgeçirdi beni.
BÜYÜK REŞİT PAŞA İLK ÖĞRETİM OKULU; bu okulda Aksaray mahmudiye ilköğretim gibi kura ile okula alıyor,9-6 okul saatleri etütle birlikte ama mesafe olarak işyerime uzak getirip götürme konusunda sorun yaşayabiliriz.500 tl olan aylık masrafta daha sonra karşılayamazsak çocuğu okuldan alabilirim. Buda kızım için yıkım olabilir.
HALİ HAZIRDA GİTTİĞİ OKUL ;eve yakın , sabah beraber gidiyoruz öğleden sonra annem alıyor ve öğleden sonraları onunla geçiriyor. Önümüzdeki yıl bu okula giderse öğlenci olacak 12 de girip 6 da çıkacak ve ben işten gelip hem onunla hem evle ilgilenmek zorunda kalacağım için her şey daha da zorlaşacak. Birde annem her konuda bakabilir ama öz bakım konusunda ( saçının taranması , kıyafetinin düzgün giydirilmesi vs) konusunda artık yaşlandığı için çok güvenemiyorum ve dinlenmesini istiyorum.Düşündüren tek şey de bu değil aslında .Her sabah beraber gidiyoruz kızımı okula bıraktıktan sonra işe geliyorum. Allah için bir tane yüzü gülen veli görmedim. En sonunda okulun bekçisi mi diyeyim artık görevlisi mi diyeyim yaşlı amca geçenlerde otuz yıldır burada çalışıyorum senin gibi güler yüzlü görmedim dedi. Adamda şikayetçi. Kadınlar hep bir memnuniyetsiz, bir şey sorduğunda veya bir şey anlatmaya kalkıştığında tuhaf bir keyifsizlik yaratıyorlar herkes birbirinden üstün olma derdinde. Bu etüt meselesi hakkında İdarecilerden biriyle görüştüm ama idareci dünyadan bir haber. Ondan ötesi beni muhatap bile almadı. Daha bilmiyoruz demekle yetindi. Sınıflar havasız okul eski ama ben eğitmen konusunda daha çok düşünüyorum nasıl olacak idareciler böyle ise artık düşünemiyorum.
En son çaremiz bu okul olacak.
Aslında işyerime yakın ve etütlü bir ilköğretim okulu  var ama çıkışta benim işyerime gelmek zorunda olması beni irite ediyor. Etüt parası da çok değil , eğitmenler nasıl bilmiyorum . bu semt çok farklı kültürlerden gelmiş insanlardan oluşuyor bir ucundan da ben tutarsam kızım için okul işi zevkli hale gelebilir ama Cemo  burada olmasını istemiyor.
İşte böyle kapalı kapılar ardında sistem tartışılırken  ben  daha okul bulmadığıma mı, kazandığım paranın okula gideceğine mi yanayım .
Geçenlerde doktor bir tanıdığımız devlet okulundan 2 kızını alıp özel okula verdiğini çektikleri sıkıntıları anlattı.
Sistemi ne yaparlarsa yapsınlar; parayı basan her istediği eğitimi alıyor. Ben İngilizce kursuna yazdıramazken elalem Avrupaya gönderiyor. Onlar senin benim gibi için sistemi değiştiriyorlar. Senin benim gibilerde Hürremin kaç çocuk doğurduğunu ezbere biliyor ama dünyadan bir haber. Bu arada da parayı veren düdüğü çalıyor.

26 Mart 2012 Pazartesi

Yazdıkça dinleniyorum



24.3.2012 Cumartesi

Bir haftadır devam eden batın ağrısı için; tüm batın tomografi çektirdim. Sonuç olumlu yani bir şey yok. Ardından bizimkiyle kahvaltı yaptık, Dr gacet dan izin alarak işe geç geldim. Her şeyi tam toparlamak, yoğun cumartesiyi rahatlatmak adına post giremedim. Akşam yemek hazırlamadım eve gittim komşularla başka yere kahve içmeye gittik. Eve geldim. Kardeş rapor ve yemek diye inliyordu, zaten rapor yazmadım yemekte yok dedim. Evi temizlemedim, mutfağı toplamadım, keyfime göre davrandım. Bizimki eve gelince ona onu ne kadar çok sevdiğimi söyledim. Bir şeymi aldın gene dedi. Filmde birşey çıkmamış neden dedi çıkmasını istediğini düşündüm. Neden acaba? Yat geber yemeği yemek istediler. Hazırladım yedik. Cimcime masal okumamı istedi. Geliyorum deyip yatağa gönderdim. Gittiğimde uyumuştu.
25.3.2012 Pazar

Sabah sekizde uyandım. Ortalığı topladım çayı, yumurtayı ocağa koydum. Bulaşık makinesini boşalttım. Attım kendimi dışarı sümbüle gittim gazeteyi aldım, orhana  gidip  ekmeği aldım. Canım börek yapmak istedi milföy alayım dedim aklıma ayvalar düşünce yüklüce şeker aldım. Eve gittim ayvaları temizledim komposto ve reçeli ocağa koydum. Pazardan aldığım kabaklarıda ateşe koydum. Milföyleri tepsiye dizdim. Sosisleri hazırladım. Salonu biraz daha toparladım. Şu bir türlü bitmeyen montu kaldırdım.

Çay demlendi ortalıkta toplandı, börekler fırına girince, uyandırmaya çalıştıklarım uyanmıyordu tabii saat 11.00 olmuş keyfe bak. Annemi kahvaltıya çağırdım gelmedi.
Kahvaltı ettik. Cemo ben bilmediğim yere çekiç vurmam yanlış film çektirmişsin deyip duruyordu. Bu adamın bilmişliği beni öldürecek. Kahvaltı sonrası her şey tamamdı komposto, reçel, kabak tatlısı hazırdı. Başladım büyük temizliğe Cemo ya ahizeleri silmesini ,yatakları düzeltmesini söyledim. Tamam veya olmaz demedi ama yaptırana kadar göbeğim çatladı. Camları sildim, tozları aldım süpürge yaptım. Banyoda nasibini aldı biraz. Bunlar bittiğinde bende bitmiştim. Biraz uzandım arkadaşla kızı geldi. Söylemeyi unuttum. Kısırda yaptım. Bu arada bizimkiler acıkmıştı tekrar yemek hazırladım. Cemo’yla tartıştık. Yoruluyorum yardım et dediğimde çalışma o zaman dedi  bende nankörsün dedim. Kızdık birbirimize.
Arkadaşla dedikodu yaptık gitti. Çocuğuna ince giydirdiği için cimcimenin kıyafetlerinden istedi verdim. Cimcime ortalığı yıktı. Bende onu yıktım kıskançlığın ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalıştım kendimce.
Akşam olduğunda Cemo barışalım artık dedi barıştık. Cimcime , bisikleti ben ve Cemo parka çıktık. Cimcime eğlendi. Bizde oturup sohbet ettik. Eve geldik. Cimcime duş aldı saçlarını kıvırcık olsun diye bigudi ile sardık ve saat onda hepimiz yorgunluktan uyuya kaldık. Cemo da çok yorulmuştu. Tabi bütün gün çok çalıştı.

AKILDA KALANLAR
  • Tomografide neden bir şey çıkmamış diyen koca
  • Rapor diye inleyen kardeş
  • Seni seviyorum diyen karısına ; yine ne aldın diyen erkek.
  • Ben yanlış yere çekiç vurmam, vurduğum yerde boru mutlaka çatlaktır diyen eş
  • Çalışmasaydın diyen nankör eş
  • Yardım etmeyen erkek kardeş
  • Kıskanç kız çocuğu
  • Saçını süpürge eden kadın

Bu arada aklıma hafta sonu ettiğim sohbetlerden etkilendiğim için bir konu hakkında fikir geldi.
Hani bu gelinlerinden her işi bekleyen kayınvalideler ve kayınbabalar  varya ; gelinlerin baba- anneleri de e sizin oğullarınızdan aynı performansı bekliyorlar. Haberiniz ola.
NOT: Bu yazı kimseye gönderme yapmıyor. biricik erkeğimi, kardeşimi, kızımı çok seviyorum.Tarihe not olsun .Yorgunum yazdıkça dinleniyorum diyelim 

23 Mart 2012 Cuma

BİR ŞEY YAPTIK YA SEN ONA BAK




Babam gerçekten has adamdır. Çok severim kendilerini klasik baba kız ilişkisi işte. Ayrıca da yağ çekerim tombik yanaklarını sıkarım. Şimdi tonton dede oldu ama hala taş gibi genç. Has adamdır akrabayı tanır bilir insanların sorunlarına dert ortağı olur, cömerttir, merttir ayrıcada benim babamdır.
Bu yazdıklarımın az önce arayıp sana peynir helvası gönderdim demesiyle hiç alakası yok J
Bu şirin adam yıllar önce kamyonuyla bilmem ne kadar  bezelye balyası getirmişti. Babamın kömürcü olmasına rağmen böyle abidik kubidik işleri vardır. Hiç unutmuyorum sarelle fabrikasının atıklarını tabi bu atıklar şekerliydi pekmez gibi bir şey ineklere süt yapsın diye bidon bidon dağıtmıştı, satmıştı. Asıl konuya geçeyim hemen Bursa’dan bezelye balyaları geldi annem oturmuş hesaplıyor kaça aldın, kaç para benzin parası kaça sardırdın kamyona falan filan ince hesap yapıyor. En sonunda şu kadar kalan filan derken
Annem- eee dedi sen o fiyata satarsan zarar ediyorsun.
Babam- E o zaman şu kadara satarım dedi.
Annem- o zaman kimse almaz ki samanın balyası daha ucuz.
Babam- ama bu süt yapacak bezelye diye manevra yaptı
Annem - ne sütü kim demiş dedi.
En sonunda babam patladı ve;
 - Amaannn sende amma hesap yapıyorsun dedi iş yaptık ya sen ona bak.
Zavallı annem böyle söyleyen birine ne diyebilirdi kiJ
Geçenlerde işyerime yakın olan pazara gittiğimde kuru bezelye yi görünce zihnimde bu olay canlandı annem kuru bezelye tanelerini toplayıp ineklere vermişti. Bilseydi nerdeyse bir yıllık her akşam yiyebilecek kadar bezelye yemeği yapılırdı. Deneme amaçlı bende aldım hemde dedim şu güzel günleri yâd ederim. Tekrar babamı anarım. Özledim ben bak şimdi babamı.
Kuru bezelye ile normal bezelye ile ne yapıyorsanız yapabilirsiniz. Bence robottan geçirip pasta ve tatlılara bile yalancı fıstık gibi dökülebilir çünkü kokmuyor. Bezelye normalde no frostta falan yanlış konulursa ya da kalırsa iğrenç kokar.
Kuru baklagiller gibi akşamdan ıslatacaksınız sonrada haşlayıp no frostta kaldırabilirsiniz. Her zaman kullanılabiliyor. Benim dolabımda hala var ve ben aldığım bir kilo ile enginar, salata ve yemek yaptım.
Bu yemeğin son hali yok çünkü hiç kalmadı sofraya koyar koymaz bitti.
haşlanmış bezelyeler 

kavrulan tavuklar ,patatesler , soğan ve salça


Önce soğanı kavuruyor , salçayı ekliyorsunuz sonra sırayla patates havuç,tavuk ekleyip biraz daha kavurun . Bezelye ile  10 dk kavurduktan sonra sıcak su ekleyip altını kısıp kapağını kapatın . 30-40 dk sonra pişmiş olur :)
AfiyetleAh babacım gelse de  yapsam ona yanına da pilav ve turşu çıkardım mı değmeyin babamın keyfine 




22 Mart 2012 Perşembe

ELMA YIM BEN ELMAA



Bu çizimi gördükten sonra kendimle ilgili ne düşüneceğimi bilemedim ben neyim yahu J dedim. Elmayı da çok severim. Acaba elma vücutlu olmamdan kaynaklı mı ?.  Benim elma vücutlu olmamı sağlayan şeyler neler?

  • Omuzlarım geniş, kollarım kalın; zamanında motosiklet mi beni ben mi motosikleti taşıdım bilmiyorum, bir keresinde yolda kaldığımız da bizim ufaklığı işetmiştim motorun üstüne o kadar tembeldi ki  gel zaman git zaman al sana geniş omuzlar, kalın kollar.
  • Göbeğim var; bende anlamıyorum nedenini ama mide kısmım şiş, hamile kaldığımda göbek daha bir büyüyor yürüyen hamburger oluyor, kahvemi göbeğimde dinlendiriyorum.
Aslında bu kilomun da belirli sebepleri var;

  • cemo ile gecenin bir saati yaptığımız mantı keyifleri
  • Pasta böreklere olan düşkünlüğüm
  • Kahretsin ki tembel olan metabolizmam.
Ben bir elma kadınıyım, yaşım otuz, tek çocukluyum, iki çocuk daha istiyorum ve diktiklerimi giymek istiyorum.
Eğer sizde ne tip kadın olduğunuzu ve nasıl giyinmeniz gerektiğini öğrenmek istiyorsanız buyurun. Yazdıkları kıyafet tiplerinin hiç birini beğenmiyorum ve giymiyorum aslında ben tam armut kadını olmak istiyorum ne olacak şimdi?

Adına ne diyelim :)


GACET İN ÇAYI , VE KLİNİĞİN YEMEK SALONU TEK KARE



Öğle yemeğine az bir zaman kala güzel bir fotoğraf oldu. Aslında adına ne demeliyiz cezeryeli sütlü tatlı, havuçlu sütlü tatlı ya da cezerye pastası bile olabilir.
Geçenlerde burada gördüm tuz biber dergisini, görür görmez yapmalıyım dedim . Ancak annem  bal kabağı getirince evde tatlı vardı. Bunu yaparsam yenmeyeceğini düşündüm. Öyle ki malzemelerini bile hemen almış olmama rağmen bekledim. Heyt be malzeme dediğin ne ki aslın da havuç, şeker, süt ama işte bu tadı daha doya doya tadabileyim diye düşündüm.
Malzemeler ve yapılışı için buyurun buraya.
Benim tam tarife uyduğum içine hiç karışmadığım tek tarif bu. Ben kliniğe getireceğim için kelepçeli kalıba yaptım. Bir de iki tane kup bardağa ama onları fotoğraflayamadım.
Fikrimi sorarsanız fındık yerine ceviz koyarsanız ve tarçın eklerseniz daha süper olur. Tekli muffin kalıplarında yapılabilir. Cemo beğenmedi, cimcime ağzını sürmedi, annem çok beğendi ikinci kupu istedi. Gacet çok beğendiğini söyledi. Zaten benim yaptığım şeyleri genel olarak beğeniyor gacet, beğenmemiş olsa da daha yumuşak söylüyor sanırım ya da benim gerçekten yemek beğenmeme konusunda ne kadar hassas olduğumu biliyor . Cemoya sadece annemin yemeklerini beğendiği için çok kızıyorum.  Benimkilere hep burun kıvırıyor. Bazen kolundan tutup kapının önüne koyup zıkkım ye diyesim geliyor.

21 Mart 2012 Çarşamba

Atmaya kıyamadıklarım



Bahar gelmişşşşş hoş gelmiş bundan sonra kazaklar giyilmeyecek, balkonda kahve keyfi yapılabilecek.
Çok derli toplu bir bayan olduğum söylenemez hatta pis bile denilebilir bana, kabülumdür ama dağınıklığın zeki insanların özelliği olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
 Bazen cimcimenin dağınıklarını düzenleme isteğim geliyor. Plastik çekmeceli dolaplarımızı değiştirmeye karar verdik, çekmeceli plastik kutular gerçek ten hayat kurtarıcı benim dikiş kutum onun kalem kutusundan daha küçük olduğu için önce onunkini boşaltıp temizledim. Pastel boyalar kırık dökük pislik içindeydi.
Toplama sırası geldiğinde temiz boyları ayırıp kalan pastelleri de eritip yeni forma sokalım dedik.
 Bakalım neler yapmışız:

Önce renkleri ayırdık. kırarak muffin kalıplarının içine yerleştirdik.

bu aşamada ben silikon kalıpları içine yerleştirme gereği duydum çünkü kalıplardan çıkmama ihtimalini düşündüm



cimcimenin hiç kırmızı veya açık renk boyası yok.


sonuçta bu sabah sabah tek kare çekim yapabildim .



Cimcime rahat durmadı daha fırından yeni çıkınca parmak ucuyla kontrol etmek isteyince parmak ucu yandı.Sabaha kadar buz küpü , bağırış çağrış zor zar uyudu.
Sanırım babaannesi onu her zaman önceden uyarıp sıcak şeylerin yanına yaklaştırıyor. Ben tam kapağı açtığım anda söyleyince biraz geç kaldım.

20 Mart 2012 Salı

Plansız yazı



Hiçbir şeyi planlamamak gerek aynen böyle insan yaşlandıkça plan yapmanın da ne kadar anlamsız olduğunu fark ediyor.
Aslında niyetim 18 Martla ilgili bir yazı hazırlamak ve yayınlamaktı. Kafamda bir sürü şey dönüyor bu ara.
Cimcime Pazar günün İstanbul modern deki etkinliğe katılmadı. Annemden ayrılamam dedi gittik ve geri döndük. Akşam olduğunda ben yine bilgisayarın başına oturamadım, evde temizlik hak getire, dağınıklık ve tozlar duruyor mutfağı söyle böyle hallettim, ütüyü de yaptım. Eve döndük yemek bile yemeden duş alıp yatağa attım kendimi. Alt batın ağrısı, şiddetli ve inatçı. Yediklerimdendir deyip spazm giderici aldım yok. Bana mısın demiyor. Cimcime alerjik öksürükten sonra ortalığı kusup batırıyor, bende ağrıdan kıvranıyorum. Cimcimeyi yine bir kusma hadisesinden sonra bir güzel soyup temizledim bu arada bulantı ve baş dönmesi bende devam ediyor. Her yerini viksledim ayak tabanları dâhil bir güzel giydirip yatırdım. Son öksürük seansıymış mışıl mışıl uyudu. Ama benim ağrım hala devam ediyor. Sabaha kadar o yan senin bu yan senin evin ortasında gezdim durdum. Keşke doğum sancısı çekseydim en azından değerdi bir bebek fenamı yaaa
Sabah kliniğe geldiğimde Dr Gacet muayene etti ama bir şey yok. Kan ve idrar normal, iğne yapıldıktan 4 saat sonra gözlerim açıldı ama ben bu arada çalışmaya devam tabi.
Şuan batın ağrısı hafifte olsa devam ilaçta içmedim kendimce bitkisel bir şeyler yapıyorum. Cimcime öksüre ösküre gitti. Sabah benim yaptığım keçiboynuzu şurubundan içirdim diye de darıldı. Bu çocuk çok meraklı ilaç içmeye yüz kere dedim her şeyin doğalı daha iyi diye ama .
İşte babası kılıklı; babası bir tek anasını doğal buldu bence, benden başka hayatında doğal birşey yok.
Olamamış keçiboynuzu pekmezi şurup olarak evde duruyor. Gerçekten keçiboynuzu keçi gibi inatçı pişmez bir şey olduğu için bu adı almış olsa gerek.
Az önce klinikte gerçekten vicdanımız ve insanlığımız neremizde dedirtecek bir olay yaşadık.
Neyse asıl konu 18 Marttı ama ben nerelere geldim gene. Şunu söyleyeyim efendim 18 Mart deniz zaferini sadece Çanakkaleliler kazanmamıştır. Bu Türk, Kürt ,Alevi ,Sünni demeden bütün milletimizin bir bütün olabilmek adına zaferidir. Hep birlikte kutlamamız gereken bu zaferi kendi adımıza kutlamaktan ve milliyetçilikten vazgeçelim.
Şehit kanlarıyla kazanılan bu zaferin, topraklarının üstünde milliyetçilik kes fesi altında da lıkır lıkır içip ayyaş gezmesek daha güzel olur değil mi?
Bu kadar değil aslında çok kızdığım olaylar varda yazacak gücüm yok şuan. Zaten kliniktekileri bahar çarpmış herkes bir tuhaf.

17 Mart 2012 Cumartesi

FAKİR servis fakiri



Evlendiğimde hediye olarak arzumun çırpıcı seti hediye olarak gelmişti. Gel zaman git zaman ses çıkartmaya başladı. Blue  house dan yeni bir tane aldım. Ama oda iki üç kez bozulduktan sonra bir daha tamir edilemez hale geldi. Bir gün eve giderken Beko bayisinin önünde fakirin setini gördüm hem çırpma hem karıştırma hem karıştırıcı aparatının yanında karıştırma kaseside dâhil ve aparatları kurarsanız bir kenarda kekinin veya hamurunuz karışırken malzemeleri hazırlayabiliyordunuz. Aslında ben mikserlerin çırpma aparatının yanında en çok blender kısmını kullanıyorum. Her seferinde bu kısım bozuluyor zaten. Mercimek çorbasını ateşten almadan bile hazır hale getiriyorsunuz ve posalarıma daha vitaminli olduğu için daha sağlıklı bir çorba hazırlanıyor.
Ne yazik ki eve gelir gelmez denenen blendır kısmı hemen bozuldu, aldığımız bayi değiştirdi.
aldığım ürün buydu 
Bilender takma yeri gerçekten sorunlu takmak ve çıkarmak için zaman ve enerji tüketmeniz gerekiyor. Takıp çıkartırken zorladığınız içinde çok çabuk bozuluyor.
Bende ütüyle aynı gün servise verdim ütü için Arçelik aynı gün ne yapabileceğimi söylerken. Fakir servisi yerinde olmadığı için karşısındaki su tesisatçısına verdik neyse aradan bir hafta geçti kimse dönmeyince bende servisi aradım. Cevap vermeyince cep telefonundan aradım. Beyefendi abla dedi parçayı gönderdilerde parça yanlış gelmiş. Neyse bende tamam dedim ama dedimdi kargo ile bir parça kaç günde gelebilir maksimum iki gün neyse beyefendinin cevabı şuydu ablllaa çorludan geliyor eee oradansa 2 saatte gelemez mi: S
Bekleyelim bakalım dedik.
Bugün bir ayı geçti ve servisi aradım. Abla gelmedi daha  deyince çıldırdım resmen. Yuh kardeşim yahu 21. yüzyılda teknoloji bu kadar gelişmişken bir parçanın merkezden gelmesi neden bu kadar uzun sürer, hadi onu geçtim koskoca bir serviste neden yedek parça bulunmaz.
alacağım üründe bu 
Son kararım hemen Arçelikten bir çırpıcı almak. Adamlar servis konusunda aşmışlar bundan sonrada arçelikten asla şaşmam. Şimdi jaramazca yı aradım gidip servistekini alacak ve hemen ardından arçelikten çırpıcı alıp eve dönecek bende bunun şerefine ona çok sevdiği mercimek çorbası ile kek yapmayı planlıyorum.
Bir kez daha anladık ki fakir adı üstüne servis fakiri aslında. Bahsettiğim fakir servisi kocamustafapaşa şubesidir diğerleri nasıl işliyor bilemem ama bence fakir gerçekten sistemi, servisi fakir bir marka.
Sanırım çırpıcısı kullanılan mikser de yaramazcaya hediye olacak yok istemezse bir çaresine bakıcaz artık .
Bir daha arçelikten şaşmam